İçeriğe geç

Türkiye’nin kaç üniversitesi var ?

Kayseri’de Bir Akşam ve İçimde Dönüp Duran Tek Soru

Şehrin Sessizliği, İçimdeki Gürültü

Kayseri’de akşamlar hep aynı başlıyor gibi geliyor ama hiçbir akşam gerçekten aynı değil. Sokak lambalarının sarı ışığı yere düşerken, odamın penceresinden dışarı baktığımda içimde garip bir sıkışma hissi oluyor. 25 yaşındayım. Günlük tutuyorum; uzun zamandır. Bazen bir sayfa dolusu yazıyorum, bazen sadece tek bir cümle: “Bugün yine kendimi yetişememiş gibi hissettim.”

O gün de öyle bir gündü.

Elimde telefon, ekranın parlak ışığı yüzüme vururken bir haber gördüm: “Türkiye’de üniversite sayısı artmaya devam ediyor.” Altına bakmadan bile içimden şu soru geçti: Türkiye’nin kaç üniversitesi var?

Bu soru basit bir bilgi gibi duruyor ama benim için öyle değil. Çünkü her sayı, benim kaç ihtimalim olduğunu hatırlatıyor. Kaç şehir, kaç hayat, kaç “olabilirdim” ihtimali…

Pencerenin önünde uzun süre oturdum. Dışarıda çocuklar koşuyordu, bir market poşeti taşıyan biri hızlı hızlı yürüyordu. Hayat devam ediyordu. Ama benim içimde bir şey yerinde durmuyordu.

Günlüğün Sayfalarında Kaybolan Düşünceler

Masama döndüm. Günlüğümü açtım. Sayfaların arasında kurumuş kahve lekeleri, yarım kalmış cümleler vardı. Kalemi elime aldım ama yazmadan önce bir süre bekledim.

“Türkiye’nin kaç üniversitesi var?” diye yazdım sayfanın en üstüne.

Sonra durdum.

Bu soruyu neden bu kadar önemsiyorum, bilmiyorum. Belki de çünkü üniversite dediğin şey sadece bir bina değil benim için. Bir hayatın yönü, bir insanın kimliğini aradığı yer, bazen de kaybolduğu bir labirent.

İnternete baktım. Net bir sayı vardı: Türkiye’de 200’ün üzerinde üniversite olduğu yazıyordu. Devlet üniversiteleri, vakıf üniversiteleri… Hepsi ayrı bir dünya.

Ama o an içimde tuhaf bir boşluk oluştu.

200’den fazla üniversite varsa, neden ben hâlâ kendimi bir yere ait hissedemiyorum?

Kalemi biraz sert bastırmışım, sayfada küçük bir yırtık oluştu. O yırtık bile o anki içimdeki hissi anlatıyordu sanki.

Kayseri’de Bir Durak: Tramvay Durağında Düşünceler

Ertesi gün dışarı çıktım. Soğuk bir Kayseri sabahıydı. Tramvay durağında beklerken insanlar sessizdi. Kimse kimseye bakmıyordu. Herkes kendi içine kapanmış gibiydi.

Yanımda bir üniversite öğrencisi vardı. Elinde ders notları, kulaklığında müzik… Yüzünde yorgun ama alışılmış bir ifade.

İçimden yine aynı soru geçti: Türkiye’nin kaç üniversitesi var?

Ona sormak istedim ama sormadım. Çünkü sorunun cevabı aslında sayı değildi, biliyordum. Bu sorunun cevabı, insanların hayallerinin nerelere dağıldığıydı.

Tramvay geldiğinde kalabalığın içine karıştım. İnsanların omuzları birbirine çarpıyordu. Kimse özür dilemiyordu. Herkes bir yere yetişiyordu ama kimse nereye yetiştiğini tam bilmiyor gibiydi.

O an düşündüm: Belki de üniversitelerin çok olması bir şeyleri kolaylaştırmıyor. Belki sadece seçenekleri artırıyor ama içimdeki kararsızlığı da büyütüyor.

Bir Arkadaşın Mesajı ve İçimde Açılan Boşluk

Öğleye doğru telefonum çaldı. Üniversiteden bir arkadaşım yazmıştı. İstanbul’da yaşıyor artık. Mesajında “Burada hayat çok hızlı akıyor, bazen kendimi bile yakalayamıyorum” diyordu.

Ekrana uzun süre baktım.

Sonra ona şunu yazdım: “Türkiye’de kaç üniversite var biliyor musun?”

Gülümsediğini hayal ettim. Çünkü bu sorunun nereden geldiğini biliyordu. Ama o yine de cevap verdi: “200’ün üzerinde diye biliyorum.”

Yine aynı sayı.

Ama o sayı bende hiçbir şeyi netleştirmedi. Tam tersine, içimde daha büyük bir karmaşa bıraktı.

Çünkü mesele üniversite sayısı değildi aslında. Mesele, o üniversitelerin içinde kaç tane “ben” olduğuydu.

İçimde Büyüyen Soru: Nereye Ait Olacağım?

Bir Bankta Otururken Gelen Farkındalık

Akşamüstü, Talas tarafında bir banka oturdum. Hava hafif soğumuştu. İnsanlar yanımdan geçip gidiyordu. Kimisi gülüyordu, kimisi telefona bakıyordu, kimisi sadece yürüyordu.

Ben ise sadece oturuyordum.

Günlüğüm yanımdaydı. Açmadım.

Çünkü bazen yazmak bile yetmiyor. Bazı sorular sayfaya sığmıyor.

Türkiye’nin kaç üniversitesi var sorusu o an yine aklıma geldi ama bu kez farklı hissettim. Sanki bu soru artık bilgi değil de bir duyguydu.

200’den fazla üniversite…

200’den fazla başlangıç…

200’den fazla “yeni hayat” ihtimali…

Ama benim içimde hâlâ tek bir net başlangıç yoktu.

Bu düşünce canımı acıttı.

Bunu saklamadım kendimden.

İç Sesimle Yüzleşme

Bazen kendime kızıyorum. Neden bu kadar düşünüyorum diye. Neden herkes gibi “normal” ilerleyemiyorum diye.

Ama sonra başka bir şey oluyor.

İçimdeki ses bana bağırmıyor. Sadece fısıldıyor: “Sen sadece yolunu arıyorsun.”

O fısıltı beni hem rahatlatıyor hem de daha çok yoruyor.

Çünkü yol aramak güzel bir şey ama yolun ne zaman bulunacağını bilmemek insanı tüketiyor.

O gün bankta otururken bunu hissettim. Kayseri’nin rüzgârı yüzüme çarpıyordu. Soğuk, ama gerçek.

Gecenin Sonunda Günlüğe Düşen Gerçek

Eve döndüğümde ışıkları açmadım hemen. Bir süre karanlıkta oturdum.

Sonra günlüğümü açtım.

Bu kez tek bir cümle yazdım:

“Türkiye’de 200’den fazla üniversite olabilir ama benim içimde hâlâ tek bir net yön yok.”

Kalemi bıraktım.

Sayfaya baktım.

O an fark ettim ki aslında beni yoran şey üniversitelerin sayısı değil, kendi hayatımın belirsizliği.

Ama yine de o soru geri geldi:

Türkiye’nin kaç üniversitesi var?

Sanki bu soru, içimdeki bütün düğümlerin anahtarıymış gibi.

Okuyucularımıza “Türkiye’nin kaç üniversitesi var” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Basakozalit ekibi olarak bizi okumaya devam edin!

Umudun Sessiz Yüzü

Bir Gün Değişecek Olan Şeyler

Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerin bana ne öğrettiğini daha net görüyorum. O zamanlar her şeyi sayılarla çözmeye çalışıyordum. Üniversite sayısı, şehirler, bölümler…

Ama hayat sayı değilmiş.

Bunu yavaş yavaş anlıyorum.

Yine de içimde bir umut var. Sessiz, abartısız ama gerçek bir umut.

Belki bir gün ben de o 200’den fazla üniversiteden birinde değil, kendime ait bir yerde olacağım. Belki o yer bir üniversite bile olmayacak. Ama önemli olan bu değil artık.

Önemli olan, o soruyu sorarken hissettiğim sıkışmanın bir gün hafiflemesi.

Kayseri’de Aynı Sokak, Farklı Bir Ben

Şimdi yine Kayseri’deyim. Aynı sokaklardan geçiyorum. Aynı tramvay durağında bekliyorum.

Ama içimde bir şey değişti.

Türkiye’nin kaç üniversitesi var sorusu hâlâ aklıma geliyor ama artık beni eskisi kadar boğmuyor.

Çünkü artık biliyorum:

Bazen soruların cevabı sayı değildir. Bazen cevap, o soruyla yaşamayı öğrenmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://mobilyaclub.com https://promatareklam.com.tr https://donercierolusta.com.tr Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz