İçeriğe geç

Kodlama nasıl yapılır ?

“Kodlama nasıl yapılır” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Basakozalit olarak daha fazlası için buradayız!

Kodlama nasıl yapılır? İzmir’de Bir Kahve, Bir Laptop ve Fazla Düşünen Bir Zihinle Başlayan Hikâye

Merhaba! Basakozalit sayfasının bu haftaki konusu “Kodlama nasıl yapılır”. Umarız faydalı bulursunuz!

“Ben sadece bir şey yazıyordum… sonra hayatım değişti”

İzmir’de sabahlar genelde iki şekilde başlar: ya güneş yüzüne tokat gibi vurur ya da sen “bugün kesin hayatımı düzene sokuyorum” diye uyanırsın ve 15 dakika sonra tekrar uyursun. Benim kodlama serüvenim ikinci kategoriye giriyor.

İlk kez “Kodlama nasıl yapılır?” diye düşündüğümde elimde kahve, kafamda ise tamamen dağınık sekmeler vardı. Bir yanda “hayatımı değiştirecek proje fikri”, diğer yanda “neden çamaşır makinesi çalışırken Wi-Fi gider?” gibi evreni sorgulayan düşünceler…

Laptopu açtım. İç sesim:

“Tamam, bugün başlıyoruz.”

Gerçek ben: “Önce Instagram’a bir bakayım, motive olayım.”

Ve o an… kodlama dediğimiz şeyin aslında sadece bilgisayara komut vermek değil, kendine de komut vermek olduğunu fark ettim.

Kodlama: Bilgisayarla değil, sabırla konuşma sanatı

Kodlama nasıl yapılır sorusunun cevabı ilk bakışta teknik gibi duruyor: yazılım dilleri, algoritmalar, syntax falan…

Ama işin gerçeği şu:

Kodlama = “Ben ne istiyorum?” + “Bunu bilgisayara nasıl anlatırım?” + “Neden yine çalışmadı?”

Mesela ilk yazdığım şeylerden biri şuydu:

“Hello World”

Çalıştı. Küçük bir zafer. Sanki İzmir’de Karşıyaka vapurunu kaçırıp bir sonrakini yakalamışım gibi bir mutluluk.

Sonra dedim ki: “Bu basit. Ben daha iyisini yaparım.”

Ve o an hayat bana şunu dedi:

“Deneyebilirsin ama önce noktalı virgülü unutmayı bırak.”

Gündelik hayat ve kodlama arasındaki garip benzerlikler

Bir süre sonra fark ettim ki kodlama, İzmir’de yaşamak gibi.

1. Wi-Fi = değişken ruh hali

İzmir’de internet bazen gelir, bazen “ben gidiyorum” deyip ortadan kaybolur.

Kodlama da öyle:

Bir gün her şey çalışır.

Ertesi gün aynı kod:

“Çalışmıyorum çünkü ben böyle hissediyorum.”

Ve sen saatlerce şunu yaparsın:

Koduna bak

Ekrana bak

Tavana bak

Kediyi suçla (yoksa bile)

2. Hata mesajları = pasif agresif arkadaşlar

Kodlama nasıl yapılır öğrenirken en çok karşılaştığım şey hata mesajlarıydı.

Ama bunlar bildiğin hata değil.

Bunlar resmen şöyle konuşuyor:

“Sen bunu nasıl yazdın ya? Gerçekten mi?”

Mesela:

“Syntax Error”

Bunu görünce iç sesim:

“Tamam, anladık, kötü yazmışım ama bu kadar da üstüme gelme.”

3. Debugging = hayat sorgulaması

Bir hata buluyorsun ve düzeltmeye çalışıyorsun.

5 dakika geçiyor.

15 dakika geçiyor.

2 saat sonra kendine şu soruyu soruyorsun:

“Ben nerede yanlış yaptım?”

Bu sadece kod değil, İzmir’de oturup hayatı düşünmekle aynı şey.

İlk ciddi kod denemem: “ben bunu yaparım” özgüveni

Bir gün dedim ki: “Tamam, artık gerçek bir şey yapıyorum.”

Basit bir hesap makinesi yazacağım.

Plan:

Toplama

Çıkarma

Çarpma

Bölme

Gerçek:

Toplama oldu

Çıkarma bazen oldu

Çarpma bana küstü

Bölme beni terk etti

O an laptopa bakıp şunu dedim:

“Sen de mi?”

İç ses:

“Belki de önce temel öğrenmeliyiz?”

Ben:

“Temel mi? Ben zaten temelde yaşıyorum.”

Kodlama nasıl yapılır? Aslında zihni yeniden eğitmek

Zamanla şunu anlıyorsun: Kodlama nasıl yapılır sorusu sadece teknik değil, bir düşünme biçimi sorusu.

Çünkü kodlama:

Problemi küçük parçalara ayırmak

Sabırlı olmak

Denemek ve yanılmak

Ve en önemlisi: pes etmemek

Ama “pes etmemek” kısmı kulağa kolay geliyor, pratikte şöyle:

Kod çalışmaz → kahve iç → tekrar dene → yine çalışmaz → hayatı sorgula → tekrar dene → çalışır → “ben deha mıyım?”

Arkadaş ortamı ve kodlama travmaları

Bir gün arkadaşlarla oturuyoruz, konu açıldı:

“Sen ne yapıyorsun ya son zamanlarda?”

Ben:

“Kodlama öğreniyorum.”

Arkadaş:

“Ha bilgisayar oyunu falan mı yapıyorsun?”

Ben:

“Evet… yani hayır… yani aslında…”

İç ses:

“Anlatma, uzatmadan kaç.”

Ama yine de anlatmaya çalıştım:

“Bak şimdi, bir şey yazıyorsun, bilgisayar onu yapıyor…”

Arkadaş:

“Yani bilgisayara emir veriyorsun?”

Ben:

“Evet ama o her zaman dinlemiyor.”

Ortamda kısa bir sessizlik.

Ve o sessizlikte anladım ki kodlama, dışarıdan bakınca büyü gibi görünüyor.

İzmir etkisi: Kod yazarken deniz sesi duymak

Bazen sahile gidiyorum, laptop açıyorum.

Evet, biraz dramatik ama gerçek.

Dalga sesi var, güneş var, kahve var…

Ve ekranda:

“Error: Undefined variable”

İç ses:

“Deniz bile daha tutarlı davranıyor.”

Ama garip bir şekilde o ortamda kod yazmak daha kolay geliyor.

Çünkü kodlama sadece teknik değil, ritim işi.

Bazen deniz gibi akıyor, bazen çakıl taşına çarpıyor.

Kodlama öğrenirken yapılan klasik hatalar

1. Her şeyi aynı anda öğrenmeye çalışmak

“Bugün JavaScript, yarın Python, öbür gün yapay zekâ, sonra Mars’a kolonileşme…”

Sonuç: hiçbir şey.

2. YouTube videosunu izleyip ‘ben bunu anladım’ sanmak

Video:

“Bu çok kolay”

Ben:

“Evet evet çok kolay”

Kod yazıyorum:

“Hayır.”

3. Stack Overflow’da kaybolmak

Bir soru bakıyorsun.

Sonra başka bir link.

Sonra başka bir konu.

3 saat sonra:

“Ben buraya neden gelmiştim?”

İç sesimle kodlama diyaloğu

Ben:

“Bugün çok verimli olacağım.”

İç ses:

“Kaç saat?”

Ben:

“En az 5.”

İç ses:

“Şu an 2 saat Instagram’a bakmayı dahil ettin mi?”

Ben:

“Onlar research.”

İç ses:

“Tabii…”

Kodlama aslında bir alışkanlık meselesi

Zamanla fark ettim ki kodlama nasıl yapılır sorusunun cevabı şuna dönüşüyor:

Her gün biraz yaz.

Çünkü kodlama:

Kas gibi

Dil gibi

Ve biraz da sabır testi gibi

Bir gün yazmazsan unutmazsın ama ritmin bozulur.

Tıpkı İzmir’de vapura binmemek gibi… bir şey eksik kalır.

Küçük başarıların büyük etkisi

Bir gün bir şey yaptım: küçük bir web sayfası.

Dümdüz bir sayfa.

Ama çalıştı.

Ve o an his:

Sanki Alsancak’ta yürürken rastgele çalan şarkının tam moduna denk gelmek gibi.

Küçük ama etkili.

İç ses:

“Bak işte oldu.”

Ben:

“Evet ama çok basit.”

İç ses:

“Basit olması kötü değil.”

Ben:

“Tamam… belki de değil.”

Sonunda anlaşılan şey

Kodlama nasıl yapılır diye başlayan yolculuk, bir noktada şuna dönüşüyor:

“Ben bir problemi çözmeye çalışıyorum ve bu süreçte kendimi de çözüyorum.”

Bazen kod çalışıyor, bazen çalışmıyor.

Ama asıl mesele şu: her denemede biraz daha farklı düşünmeye başlıyorsun.

Ve garip şekilde, bu sadece bilgisayarla ilgili olmaktan çıkıyor.

Hayat da biraz kod gibi oluyor.

Yanlış satırda takılı kalınca ilerleyemiyorsun.

Ama o satırı bulduğunda her şey akıyor.

İzmir’de gün batımı gibi… bazen geç, bazen erken ama sonunda mutlaka oluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://mobilyaclub.com https://promatareklam.com.tr https://donercierolusta.com.tr Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz