İçeriğe geç

Eşeğini sağlam kazığa bağla sonra Allah’a ısmarla ne demek ?

Eşeğini Sağlam Kazığa Bağla, Sonra Allah’a Ismarla: Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Üzerinden Bir Değerlendirme

İstanbul’un sokaklarında her gün karşılaştığım küçük anekdotlar, bazen büyük toplumsal meseleleri gözler önüne seriyor. “Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla” deyimi, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen, hâlâ günümüzde insanları hem güldüren hem de düşündüren bir anlam taşır. Bu deyimin derinliğini, sadece geleneksel bir öğüt olarak değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında da incelemek gerekiyor.

Eşeğini Sağlam Kazığa Bağla, Sonra Allah’a Ismarla: Bir İfade ve Bir Anlam

Deyimi ilk duyduğumda, içimden “Hayatın zorluklarıyla başa çıkmak için önce tedbir almak gerekir, sonrasında ise kontrol edemeyeceğimiz şeyler için endişelenmektense, güveni ve teslimiyeti öne çıkarmalıyız” diye düşündüm. Ancak daha sonra, günlük hayatı gözlemlerken bu basit ama etkili ifade, çok daha derin anlamlar kazandı. Toplumda, özellikle kadınlar ve azınlıklar için bazen “tedbir” kısmı oldukça zorlu, bazen de imkansız olabiliyor.

Toplumsal Cinsiyet ve Eşeğini Sağlam Kazığa Bağla

Bir sabah işe gitmek için otobüsle yola çıkıyorum. Otobüsün kalabalığından sıyrılıp bir yer bulduğumda, yanımda başka bir kadın da var. Kadın, birkaç durak önce olumsuz bir bakışa maruz kaldı; bir adam, ona yer vermediği gibi, telefonunda yüksek sesle müzik dinlemeye devam etti. Kadın durumu fark etti, bir süre sustu ve sonra o kadar içinden geçirdi ki, “Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla” dedi. Burada, bu kadın için aslında güven duygusu ve korunma arzusu ön planda. Kadın, toplumsal düzeydeki eşitsizliğin getirdiği tedbir almak zorunluluğunu hissediyor. Bu tedbir sadece dışarıda değil, kendi evinde de işlediği tüm ilişkilere yansıyor.

Kadınların gündelik yaşamda aldıkları tedbirler, onlara ve toplumlarına bir güven hissi sağlamaktan çok, yaşamlarını zorlaştıran bir yük haline gelebiliyor. “Eşeğini sağlam kazığa bağla” kısmı, çoğu zaman kadınların korunma mekanizmaları haline gelir. Ama “Allah’a ısmarla” kısmı, onlara sunulan toplumsal rol ve sınırlamalar içerisinde, bir tür teslimiyet ve başkalarının kontrolüne bırakılan bir güveni ifade ediyor.

Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Eşeğini Sağlam Kazığa Bağla

Sadece cinsiyet değil, yaş, etnik köken, engellilik durumu gibi diğer toplumsal kimlikler de bireylerin gündelik yaşamında nasıl tedbirler alması gerektiğini belirleyen faktörlerden. Örneğin, bir mülteci ya da göçmen için, güvenli bir yaşam kurma çabası daha farklı dinamikler içeriyor. “Eşeğini sağlam kazığa bağla” ifadesi, bu bireyler için hem maddi hem manevi anlamda daha yoğun bir sorumluluğa dönüşebiliyor.

Toplumda farklı grupların eşit bir şekilde yaşamlarını sürdürmesi için sosyal adalet gereklidir. Sosyal adaletin sağlanması ise, her bireyin yalnızca kendi çabalarıyla değil, aynı zamanda toplumsal yapının da değişmesiyle mümkün olabilir. İnsanlar, her gün hem sistemsel eşitsizliklerle yüzleşiyor hem de kendi hayatlarını sürdürebilmek adına “tedbirler alıyorlar.” Bir başka deyişle, eşitsizliğe karşı koymak için attıkları her adım, aslında bir kazığa bağlanan bir eşek gibi, kendi güvenliklerini sağlamlaştırmaya yönelik oluyor. Ancak bu süreçte yaşadıkları zorluklar, çoğu zaman onların yalnızca bireysel çabalarıyla giderilemiyor. Toplumsal düzeyde bir değişim şart.

İşyerinde, Toplu Taşımada ve Sokakta Gözlemler

Bir gün, İstanbul’da yoğun bir trafikte iş çıkışı metrobüse biniyorum. Yanımda, her sabah olduğu gibi aynı şekilde başını eğip, telefonuyla ilgilenen bir iş arkadaşımla karşılaşıyorum. Kadın, işe giderken metrobüsün arkasında da “Eşeğini sağlam kazığa bağla” felsefesini hayatına işlemiş bir şekilde, her fırsatta iş yerindeki haksızlıkları sorgulayan bir pozisyonda. O kadar ki, işyerindeki “erkek egemen” tutumlar karşısında sağladığı küçük kazanımlar ve kimliğini gizlemek için aldığı tedbirler, onun ruhunu yavaşça tüketiyor. Kadın, iş yerinde ve toplumda ona biçilen rolü kabullenmiş gibi görünse de, içsel bir direnç geliştirmeyi ihmal etmiyor.

Buna karşın, metrobüsün arka koltuğunda oturan yaşlı bir adam, sıklıkla yanında oturan kadınlara yer veriyor. Herkesin kendine özgü güvenceler aradığı ve bu güvenlik hissini sağlamak için bazen çok güçlü bir direncin gerektiği ortamda, o yaşlı adamın tavrı minik bir istisna gibi gelse de, aslında toplumsal olarak almayı seçtiğimiz tedbirlerin bazen ne kadar kişisel ve bazen de ne kadar toplumsal olduğu bir gerçeği de gözler önüne seriyor.

Sonuç: Birlikte Güçlü Olmak

Sonuç olarak, “Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla” sözü, günlük yaşamda toplumun maruz bıraktığı eşitsizliklere ve bireylerin bu eşitsizliklere karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarına dair önemli bir bakış açısı sunuyor. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet üzerine düşündüğümüzde, her birimizin karşılaştığı engeller, attığımız her adımda daha fazla “tedbir” almamıza neden oluyor. Fakat gerçek çözüm, sadece bireysel olarak güvenliği sağlamak değil, toplumsal olarak daha adil bir sistem kurmakla mümkün olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz