Bordo Ruj Kimlere Yakışır?
İzmirli genç yetişkinin gözünden, bordo ruj ve hayat üzerine bir komedi yazısı
—
Bordo ruj… O kadar ikonik bir şey ki, düşünün bir kere; bir kadının dudağında bordo ruj varsa, o kadın ya dünya çapında bir süperstar ya da tüm gününü “Bordo ruj kimlere yakışır?” diye düşünerek geçiriyor. Ve tabii, aradaki fark da sadece bir dudağın renginde gizli. Şaka bir yana, bordo ruj bu kadar yaygın bir fenomen olmasına rağmen hala “Kimlere yakışır?” sorusu kafaları kurcalayan bir sorudur. Çünkü her şeyde olduğu gibi, bu da aslında bir denge meselesi. Ben de bir İzmirli olarak, hayatımda karşılaştığım bordo rujlu insanlar üzerinden sizlere bu soruyu mizahi bir dille cevaplamak istiyorum.
—
Bordo Rujun Büyüsü
Bordo ruj, kadınların en büyük silahı olabilir, ama bazen o silahı kullanmak çok zor olabilir. O kadar kolay ki; taze bir kahve alıp, üç dakikada sürüverip dışarı çıkmak… Fakat işin arka planında küçük bir felsefe var: Ne zaman bordo ruj sürsem, “Hımm, şimdi ben tam olarak kimim?” diye düşünmeye başlıyorum. Düşünsenize, bir sabah uyanıyorsunuz, kahvaltı bile yapmamışsınız, birden “Bugün bordo ruj sürüyorum” diyorsunuz. Ve sonra gün boyu yansımalarda kendinizi görmek zorunda kalıyorsunuz. Düşünsenize, hep o soruyla: Bu ruj bende yakışıyor mu?
Bordo rujun psikolojisi çok derin aslında. Eğer başınızı okşayarak yolda yürüyorsanız, ruj kesinlikle yakışır. Ama eğer önceden “Bordo ruj kimlere yakışır?” diyip kafayı yediyseniz, o rujun sadece sizi gergin yapacak bir aura yaratması da olası.
—
Kimlere Yakışır, Kimlere Yakışmaz?
Açıkça söylemek gerekirse, bordo ruj her kişiye yakışmaz. Bunun üstüne kafa yormak, insanın sabah uyanınca hangi ruh haline gireceğine karar vermesine benzer. Ama tabii ben ne diyeyim, yoldan geçen arkadaşım Esra’ya soruyorum, “Bordo ruj kimlere yakışır?” diye. Esra’nın cevabı kısa ve net: “Bordo ruj kimseye yakışmaz, ama ben çok severim, iyi taşıyabilenlerin yüzünde güzel durur.” Biraz daha düşündüm, ne demek “iyi taşıyabilenler”? Yani ruj taşımanın bir yükümlülüğü mü var?
Açıkça söylemek gerekirse, bordo rujun taşınması biraz cesaret ister. Yani, cesaretiniz yoksa, rujun rengi de bir işe yaramaz. Çünkü bordo ruj, size sadece bakıldığında ne kadar özgüvenli olduğunuzu göstermez, aynı zamanda kendinizi ne kadar iyi hissettiğinizin de bir dışa vurumu. Bu yüzden, eğer kendinizi tavla oynamaya giden biri gibi hissediyorsanız, bordo ruj size yakışmaz, hele bir de rakip takımdan biriyle karşı karşıya geldiyseniz, işler gerçekten karışabilir.
—
Bordo Ruj ve Esprili Karakterler
Şimdi, en önemli noktaya gelelim: Bordo ruj, herkesin kullanabileceği bir şey değil, ama bunu günlük hayatta esprili bir şekilde kullanmak mümkün. Kendimden örnek verecek olursam, genellikle ben de bordo rujun “ben espriliyim, ama ciddiyim de” havasına bürünenlerdenim. Bu, çoğu zaman başkalarının işine gelmeyebilir ama ben de dedim ya; İzmirliyim, espri ve cesaret işin içinde olmalı. Mesela geçen gün, şehre yeni gelen bir arkadaşım, “Bordo ruj kimlere yakışır?” diye sormuştu. Cevap olarak, “Bordo ruj, hayatında hiç denemediği şeyleri yapmak isteyenlere yakışır” dedim.
O anda, bordonun yanı sıra biraz abartılı, hafif bir gülümseme ve “Hayat çok kısa, ben de bir bordo ruj sürüp her şeyi değiştireyim” havası katmak gerekti. Şeytanın bacağını kırdım, diyebilirim. O kadar da fena durmadı, neyse ki!
—
Bordo Rujun Herkes İçin Bir Yolu Var
Bordo ruj yalnızca tek tip bir kişiye yakışan bir şey değil; bu, bambaşka bir mesele. İster sıradan bir İzmirli kızı olun, ister son derece profesyonel bir iş kadını, bordo rujun her kesime hitap eden bir yönü vardır. Aslında, bu kadar basit bir şeyin ne kadar çok karakter taşıyabildiğini görmek de oldukça ilginç. Benim bordo rujda gördüğüm şey, daha çok karakterinizi yansıtan bir ‘duruş’. Yani, mesela ben, tam olarak ne olursa olsun, bordo ruju şehre inip bağcılar çarşısında gezmeye başlarken sürmem. Ama o bordo rujla bir iş görüşmesi yapıyorsanız, işte o zaman ciddi bir karakter gösteriyorsunuz. Bu dengeyi kurabilenler, doğru kullanıyor demektir.
Bir de akşamları, mesela, arkadaş toplantısına giderken kimse sizi “Bordo ruj kimlere yakışır?” sorusuyla rahatsız etmez. Hepimiz işin içine mizah katıp kendimizi eğlenceli hale getirmeye çalışırken, işin sonu şu şekilde bağlanabilir:
Bordo ruj, bir duruş meselesidir.
—
Bordo Ruj ve İç Ses: “Ama Benim Kendime Güvenim Var!”
Her şey yolunda giderken, aklımıza takılan bir başka soru daha var: Bordo ruj kimlere yakışır? Belki de cevabını kendi iç sesinizi dinleyerek bulmalısınız. Bir bakmışsınız, bir sabah bir anda ruj sürüp çıkmaya karar veriyorsunuz. Ama işin komik yanı şu ki, iç sesim “Benim yüzümde bu ruj kesinlikle yakışmaz” derken, dış sesim “Hadi be, yakışacak!” diyor. Kendi kendime düşünüyorum, Ya ben bu ruh halini nasıl taşıyabilirim? Sonuçta iç sesim her zaman başkalarına tavsiye verirken, bordo rujun ciddiyetini bilmeden “Ayy, bu ruj mu?” diyen birine dönüşebilir.
—
Sonuç Olarak…
Bordo ruj, kimseye özel bir şey değil; herkesin kendine özgü bir “bordo ruj taşıma tarzı” vardır. Eğer siz de bordo ruj sürmek istiyorsanız, bu karar sadece dış görünüşünüzle ilgili değildir. İçsel bir özgüven meselesidir. Çünkü bordo ruj sürmek, sadece dışarıya ne kadar güçlü ve kendine güvenli olduğunuzu değil, aslında içsel dünyanızı da yansıtır. Ve en sonunda, her şeyin “kimseyi takmamak” ile bitmesi gerektiğini hatırlayın. Eğer bir gün, bir arkadaşınıza “Bordo ruj kimlere yakışır?” diye sorarsanız, yanıt çok basit: Bordo ruj, ona kendini nasıl taşıdığını bilenlere yakışır.